Her Şeyi
Bırakıp Köye Yerleşmek ve Huzuru Bulmak Mümkün Mü?
İş yaşamının getirdiği stresten ve kalabalık metropollerden uzaklaşarak kırsala yerleşmek isteyen kişilerin sayısında büyük bir artış var. Köy hayatını seçerek yeni bir sayfa açan ünlüler hakkında haberler yapılıyor. Ancak orta sınıfın içindeki insanların da kırsala yerleşmek gibi planlar yaptığı, bazılarının ise bunu gerçekten başarabildiği görülüyor. Modern hayat olarak sunulan yaşam tarzının insanları birçok duygudan mahrum bırakması, betonarme düzen içinde özümüz olan doğadan tamamen uzaklaşılması ve bunlara bağlı olarak sentetik bir yaşam sürülüyor olması nedeniyle insanların şehirden kaçış hayallerinin mantığını kavrayabilmek mümkün. Arayış, kesinlikle huzur nedir sorusuna yöneliktir. Peki, kurulu bir düzenden vazgeçerek köy hayatına dönüşte huzura ermek mümkün mü?

İnsanlar
Neden Şehir Yaşamını Terk Etmek İstiyor?
Köye
yerleşme fikrini temellendiren birden fazla sebep bulunabilir. Kenti ardında
bırakıp kırsalda yeni bir düzen kuran kişiler ele alındığında, bu kişilerin
hangi sebeplerle şehirden vazgeçtiği açıkça görülebilir. Kent ile ilgili
şikayetlerin ortak olduğu anlaşılır. İnsanların köyde yaşama arzularını bu
kadar güçlü kılan etkenler neler?
Kaotik
Çılgınlığa Karşı Bir Mücadele
Kırsaldan
kente yapılan göçlerde ekonomik şartlar belirleyici oluyordu. İnsanlar daha iyi
bir yaşam amacıyla köyü geride bırakmıştı. Ancak geride bırakılan tek şey köy
değildi. Bir daha asla hissedilemeyecek olan salt huzur… Şehrin mekanikleşmesi
içinde yeni kentliler artık sistemin bir parçası haline gelmişti. Kültür şokunu
atlatmak çok uzun sürmüyor, şehre entegrasyon hızla gerçekleşiyordu. Kalabalık
caddelerde, bir türlü sonu gelmeyen trafikte, insanın ciğerine nüfuz eden hava
kirliliğinde insanlar özlerini yitirmeye başlamıştı. Kaotik bir yaşam tarzı
kent tarafından dayatılıyordu. Yeni bir düzen kurulduğu için eskisine dönmeyi
düşünmek bile zor hale gelmişti. İşte bu süreç, köyden kente yerleşen
insanların evrimini özetliyor. İliklerine kadar hissedilen kaotik yaşamın
insanlar üzerindeki etkisi oldukça ağır. İş yaşamındaki stresin yanı sıra
sosyal yaşamdaki plastik ilişkileri unutmamak gerekir. Doğal olandan hızla
uzaklaşılıyor. Bu kaosa son verebilmenin yolu belki de tekrardan köy yaşamına
dönebilmekten geçiyor. Kırsala dönüş arzusunu biçimlendiren en güçlü koşul bu
oluyor.
Organik
Bir Yaşam
Günümüzde tüketilen yiyecek ve içeceklerin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır. Endüstriyel gıda sektörünün dinamiğini hazır tüketim oluşturur. Artık her şey bir meta halini almıştır. Bir şey üretiliyorsa daha çabuk tüketilebilmesi içindir. İnsanların organik tarıma ilgi duymaya başlamalarının sebebi budur. Kişinin kendi ektiği ürünün mahsulünü tüketebilmesi, sağlıklı bir beslenme alışkanlığını beraberinde getirir. Ayrıca toprakla uğraşmanın karşılığı huzur hissidir. Topladığın meyveyi bir ağacın gölgesinde keyifle yiyebilmektir. Organik yaşam arzusunun köye kaçıştaki yeri yadsınamaz.

Sağlıklı
Bir Zihin
Kent
yaşamında mental açıdan sağlıklı kalabilmek çok zor. Kentin getirdiği yükleri
sırtlarken insan, fiziksel ve zihinsel olarak ağır darbeler alıyor. Stres ve
depresyon gibi rahatsızlıkların en büyük kaynağı şehirdeki bitmeyen kargaşadır.
Doğanın verdiği dinginlik hissi sayesinde nihai huzura erişebilmek neden mümkün
olmasın? Pek çok insan bu huzuru bulabilmek adına köy yaşamını tercih ediyor.
Yeni Bir
Sayfa
Bazen
hayatta radikal kararlar almak gerekebilir. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini
hissettiğimiz andan itibaren, o karar zihnimizde filizlenmeye başlar. Bir süre
sonra aklımızdaki en ağır düşüncenin ilgili karara ait olduğunu fark ederiz. Bu
aşamadan sonra kimimiz cesaret göstererek yeni bir sayfa açma yolunu seçer.
İnsanın şehri terk etme isteğindeki mantık böyledir. Yeni bir sayfa açarak bir
hayatı bütünüyle değiştirecek olmanın verdiği büyük haz. Bu sayede keşfedilmeyi
bekleyen huzur ideası gerçekleşmeye başlayabilir.